PROJELER

Konu

Pediatrik tanılar nedeniyle fizyoterapiye ihtiyaç duyan çocukların desteklenmesi, motor becerilerin gelişimi ve hareket kabiliyetinin artırılması açısından kritik önemdedir. Bu destek yalnızca yaşam kalitesini yükseltmekle kalmaz; ortopedik sorunların önlenmesine, sağlık sistemi üzerindeki yükün azalmasına ve çocukların toplumsal yaşama katılımına da katkı sunar. Bu nedenle sürecin erken yaşta etkin biçimde desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Klinik ortamda uzman gözetiminde başlayan fizyoterapi süreçleri çoğunlukla evde ebeveynler eşliğinde sürdürülmekte, ancak bu geçişte yaşanan ekipman eksikliği sürecin başarısını olumsuz etkilemektedir. Ebeveynler egzersizleri su şişesi, oklava ya da tenis topu gibi gündelik nesnelerle uygulamaya çalışsa da, terapötik ihtiyaçlara göre tasarlanmamış bu nesneler hareketi doğru yönlendirmekte yetersiz kalmaktadır. Uzman desteği olmadan yapılan yanlış veya eksik uygulamalar iyileşmeyi geciktirebilmekte ve deformitenin nüksüne zemin hazırlayabilmektedir. Dolayısıyla ev temelli fizyoterapi için kullanıcı merkezli, teşvik edici ve ergonomik çözümlere ihtiyaç duyulmaktadır. Proje, kırılgan kullanıcı grubu içinde değerlendirilen Pes Ekinovarus (PEV) tanılı çocuklara odaklanmakta ve ev temelli pediatrik fizyoterapide doğru hareketi destekleyen tekstil tabanlı bir egzersiz kiti geliştirmeyi hedeflemektedir. Ürünlerin fizyoterapi etkinliğine katkısı da ayrıntılı biçimde incelenecektir. Doğumda en sık görülen ortopedik deformitelerden biri olan PEV, uygun tedavi edilmediğinde yaşam boyu sürebilen yürüme bozukluklarına, denge kayıplarına ve ikincil sağlık sorunlarına yol açabilmekte; bireysel, ailevi ve toplumsal düzeyde sosyal, psikolojik ve ekonomik bir yük oluşturmaktadır. Cerrahi, alçı ve ortez tedavilerinin ardından yürütülen ev temelli uygulamalar, nüksün önlenmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Ürün seti 0-5 yaş aralığındaki çocukların ihtiyaçlarına göre yapılandırılacaktır; nüks çoğunlukla 2-5 yaş arasında görülmekte, 5-7 yaş sonrası nadir olmaktadır. Hedef grup; idiopatik PEV tanısı almış, primer olarak Ponseti yöntemiyle tedavisi kontrol altında olan, nüks yaşamamış, Dimeglio ve Pirani skorları 4 ve üzeri olan çocuklardan oluşacaktır. Araştırma ve tasarım faaliyetleri beş aşamada yürütülecektir. İlk aşamada çocukların ve ebeveynlerin karşılaştığı fiziksel, psikososyal ve çevresel zorluklar etnografik yöntemle incelenecek, uzman görüşleriyle tedavi süreçleri analiz edilecektir. İkinci aşamada kullanıcı ve uzmanların katılımıyla tasarım çalıştayları düzenlenerek fikir geliştirme süreçleri yürütülecektir. Üçüncü aşamada tekstil malzemeleri geliştirilerek teknik ve duyusal değerlendirmeleri yapılacak, ortaya çıkan fikirler doğrultusunda işlevsel prototipler üretilecek ve uzman geri bildirimleriyle iyileştirilecektir. Dördüncü aşamada prototipler uzun vadeli kullanıcı testlerine tabi tutulacak, etkinlikleri fizyoterapi değerlendirme yöntemleriyle ölçülecek ve kullanıcı memnuniyeti değerlendirilecektir. Beşinci aşamada nihai prototip üretilecek, evde kullanım deneyimi analiz edilecek ve elde edilen veriler ışığında kırılgan kullanıcılarla çalışan tasarımcılara yönelik bir tasarım rehberi hazırlanacaktır. Proje sağlık alanının yanı sıra sosyal hizmetler, tasarım ve endüstriyel üretim alanlarına da çok boyutlu katkı sunmayı amaçlamaktadır. Geliştirilecek ürünler hareket doğruluğunu artırma ve nüksü azaltma potansiyeli taşımakta; erişilebilirliği ve kapsayıcılığı önceleyen tasarım modeli disiplinler arası öğrenme imkânı sunmaktadır.

Konu

Günümüz tasarım literatürü ve pratiği, insan merkezli yaklaşımların sınırlarını sorgulayarak, insan ve insan olmayan aktörlerin etkileşimine odaklanan insan ötesi (more-than-human) tasarım paradigmalarına doğru evrilmektedir. Bu ontolojik dönüşüm, tasarımcının geleneksel tekil yaratıcı kimliğini güncellemekte ve tasarımcıyı biyolojik sistemler, yapay zeka algoritmaları veya akıllı malzemeler gibi farklı failler (agency) arasında bir arabulucu konumuna taşımaktadır. Ancak, bu teorik tartışmaların tasarımdaki pratik karşılıkları ve süreç dinamikleri henüz yeterince belgelenmemiştir. Bu proje, tasarımcının dönüşen arabulucu rolünü ve insan ötesi birlikte yaratım süreçlerini, uygulamanın gerçekleştiği doğal ortamında incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden çoklu vaka çalışması olarak kurgulanmıştır. Proje kapsamında, insan olmayan faillerin tasarım sürecine aktif olarak katıldığı özelleşmiş tasarım laboratuvarlarına araştırma ziyaretleri gerçekleştirilecektir. Veri toplama yöntemi olarak saha gözlemi ve uygulayıcılarla yarı yapılandırılmış görüşmeler kullanılacaktır. Bu ziyaretler aracılığıyla, farklı aktörlerin yer aldığı çalışma ortamlarında tasarımcıların insan olmayan unsurlarla nasıl iletişim kurduğu, karar alma süreçlerindeki müzakere mekanizmaları ve ortaya çıkan yeni iş akışları haritalandırılacaktır. Çalışmanın özgün değeri, insan ötesi tasarım tartışmalarını soyut düzeyden çıkarıp somut üretim pratikleri üzerinden analiz etmesidir. Projeden elde edilecek bulguların, tasarımcının arabulucu rolünü tanımlayan yetkinlik setlerinin oluşturulmasına ve disiplinler ötesi yeni tasarım metodolojilerinin geliştirilmesine katkı sağlaması hedeflenmektedir.

Konu

Bu proje Endüstriyel Tasarım, İç Mimarlık ve Tekstil Mühendisliği ara kesitinde araştırmaya dayalı ve malzeme temelli ürün geliştirmeyi amaçlamaktadır. Endüstriyel Tasarım projenin kullanıcı odaklı araştırma ve ürün tasarımı süreçlerinde, İç Mimarlık projenin kullanıcıya olan mekânsal etkisinin anlaşılması sürecinde ve Tekstil Mühendisliği ise proje kapsamında kullanılacak tekstil bazlı malzeme geliştirme sürecinde katkı sağlayacak şekilde bir araya gelmektedir. Projede ambalaj sektöründe ortaya çıkan plastik atıkların atık tekstillerle takviyelendirilmesi ile kompozit malzemeler üretilecek ve bu malzemelerle tasarlanacak ürünler çevresel sürdürülebilirlik yaklaşımıyla ele alınacaktır. Proje kapsamında tasarlanacak ürünlerin sürdürülebilir çalışma ortamlarını desteklemesi planlanmaktadır. Kullanıcı odaklı tasarım bakış açısıyla örtük araştırma yöntemleri, yarı-yapılandırılmış görüşme ve inovatif tasarım araştırma yöntemlerinden kabul edilen “cultural probes” yöntemi kullanılacaktır. Bu karma yöntemlerle kullanıcılardan ihtiyaçlara, kısıtlara, beklentilere ve mekânsal etkiye dair içgörüler elde edilecektir. Malzeme Temelli Tasarım (Material Driven Design, MDD) anlayışıyla çalışma ortamını destekleyici ürünler şunları kapsamaktadır: Geri dönüşüm kutusu, aydınlatma, masaüstü set, çanta, hoparlör, kedi evi ve duvar paneli. Farklılaşan bu ürünlerle malzemenin farklı işlev, biçim ve boyutlarla mekâna olan etkisiyle birlikte tasarlanması planlanmaktadır. Bu sayede söz konusu kompozit malzemenin tasarımla dönüşen potansiyelleri derinlemesine keşfedilmiş olacak ve nihai kullanıcıların sürdürülebilir malzeme kullanımına ilişkin farkındalığı arttırılacaktır.