PROJELER

Konu

Geophysical challenges are numerous in the Turkish basin which has been quite challenging in locating simple and broad structures containing large pools of hydrocarbons. However, the global inventory of readily accessible and exploitable hydrocarbon reserves has gradually diminished. Therefore, the current focus in exploration and development lies in extracting reserves of "new oil and natural gas" that are situated beneath complicated overburden structures that cannot be identified using conventional, established methods. In order to enhance our research capabilities for more effective subsurface data processing and uncover concealed hydrocarbon reserves to meet national energy demands, it is imperative that we make improvements. Advanced understanding and imaging techniques are necessary to comprehend and visualize complex geological subsurface structures. These structures encompass thrust faults, normal faults, and stratigraphic structures. The current understanding and methodology for subsurface imaging are constrained by a limited knowledge of wave propagation. It is possible that the intended target may not be imaged or illuminated if the wave propagation path bypasses the subsurface of the target. The primary objective of this research is to gain a comprehensive understanding of geological modeling and wave propagation for subsurface imaging. The main focus will be on addressing the key issue at the Turkish Basin. The research results encompass a geological model at a regional scale, along with seismic synthetic data. These findings can be utilized to implement the new methodology for achieving the desired objectives. In addition, the research aims to enhance the field of geoscience by proposing an improved workflow for Geological interpretation utilizing Subsurface seismic data, ultimately resulting in enhanced reservoir modelling. The ultimate objective of the project will be to utilize authentic field data and implement the developed methodology to achieve precise hydrocarbon prediction.

Konu

Milliakışkan platformla NTE ayırma, NTE çözündürme, kimyasal ve biyolojik liç işlemleri ile zenginleştirme, Çözeltiye alma ve saflaştırma

Konu

Dünyada enerji arzının büyük kısmı halen petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardan sağlanmaktadır. Bugün dünyada fosil yakıtlar termal gücün ana kaynağı olsa da giderek azalmakta ve bu yakıta duyulan ihtiyaç devamlı artmaktadır. Bu nedenle özellikle ülkemiz gibi konvansiyonel petrol ve doğal gaz kaynakları çok sınırlı olan ülkeler için yeni kaynakların araştırılması zorunlu hale gelmiştir. Bu bağlamda ankonvansiyonel bir diğer deyişle geleneksel olmayan veya alışılagelmemiş kaynaklar çok daha büyük önem kazanmaktadır. Bu projede Batı Toros kuşağındaki Isparta-Eğirdir bölgesinin güneyinde yüzeyleyen Triyas yaşlı çamurtaşlarının ankonvansiyonel hidrokarbon sistem karakteristiklerine odaklanılmaktadır. Bu amaçla, proje kapsamında mineralojik bileşim ve litofasiyes tayinleri, tüm kayaç ana, iz element analiz çalışmaları yapılarak depolanma ortamının jeokimyasal modelinin oluşturulması, organik jeokimyasal özelliklerinin tayin edilmesi ve orijinal hidrokarbon üretim potansiyelinin yeniden yapılandırması, ısısal olgunlaşmanın hidrokarbon potansiyeline etkisinin tespiti, rezervuar kalitesini değerlendirmek için petrofiziksel özelliklerin belirlenmesi ve bu hidrokarbon kaynak kayaçların dünyadaki bazı havzalarla karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi gerçekleştirilecektir. Projenin başarıya ulaşması ile belirlenen potansiyel ankonvansiyonel kaynakları ile dünya istatistiklerinde çok küçük bir paya sahip olan ülkemiz için bu payın artırılmasına katkı sağlanmış olacaktır. Ayrıca bu çalışma, ankonvansiyonel bir bakış açısıyla yeterince iyi araştırılmamış ve terk edilmiş basenlerin tekrar ekonomiye kazandırılmasında konusunda bir model olarak kullanılabilecektir.

Konu

Dünya genelinde talebi hızla artan kritik hammaddelerden olan NTE’lerin ve radyoaktif elementlerin araştırılması son yıllarda oldukça önem kazanmıştır. Ülkemizde her ne kadar farklı NTE ve radyoaktif hammadde yatakları tanımlanmış olsa da alkali-potasik kayaçlara bağlı zenginleşmeler yeterince araştırılmamıştır. Kestanbol granitoidi Sakarya zonu ile Anatolid-Torid bloğunun çapışması sonrası gelişen yoğun yüksek potasyumlu kalk-alkalen magmatizmanın bir ürünü olup NTE-Th ve U zenginleşmesi açısından dikkat çekmektedir. Bu projede Çanakkale-Ezine bölgesindeki Kestanbol Granitoid Kompleksi’nin kuzey kesimlerinde yüzlek veren alkali-potasik kayaçların mineralojik ve petrojenetik özelliklerini ortaya koyarak muhtemel NTE-Th ve U zenginleşmesinin gelişim faktörlerinin ortaya konulmasına odaklanılmaktadır. Bu amaçla, proje kapsamında detaylı saha, petrografi, tüm kayaç ana, iz element, NTE ve radyoaktif elementler (U-Th) analiz çalışmalarının yanı sıra granitoid kütlesinin ilksel kristallenme-yerleşim yaşının, soğuma ve yükselme yaşının belirlenmesi amacıyla jeokronolojik çalışmalar (Zirkon (U/Pb), Hornblend-biyotit (Ar/Ar), Apatit (U-Th)/He) ve kökensel araştırmalar için Sr-Nd izotop ölçümleri gerçekleştirilecektir. Böylece Kestanbol Granitoid Kompleksi içerisindeki ana kayaçlardan farklı bir petrolojik ve jeokimyasal özelliklere sahip olan alkali-potasik kayaçların petrojenetik özelliklerin ortaya konmasının yanı sıra gelişimi üzerine detaylı kökensel çalışmalar yapılarak bölgenin jeolojik ve magmatik evrimini tanımlamaya yönelik değerli ve yeni bilgiler elde edilecek, ekonomik olması muhtemel NTE-Th-U zenginleşmesinin gelişim faktörleri açığa kavuşturulmuş olacaktır. Projenin başarıya ulaşması ile de hem kuzeybatı Anadolu’da daha önce tanımlanmamış alkali-potasik kayaçların tanımlanması ve kökeninin açıklanması hem de ekonomik olması muhtemel NTE-Th-U mineralizasyonlarının aranması hususlarına ışık tutulacak ve Ülkemizdeki stratejik ve enerji hammaddeleri araştırmalarına bir taban oluşturulacaktır.

Konu

Dünya genelinde hızla artmakta olan enerji ihtiyacı ile alternatif enerji kaynaklarının araştırılması önem kazanmıştır. Türkiye için de mevcut olan sınırlı enerji kaynakları göz önüne alındığında, alternatif ve sürdürülebilir enerji kaynaklarına yönelmek zorunlu hale gelmiştir. Bu alternatif kaynaklardan nükleer enerji, fosil yakıt rezervlerine veya iklim koşullarına bağlı olmadığı için arzda süreklilik ve yüksek verim sağlamaktadır. Bütün bunların yanında, nükleer enerji kullanımı ile diğer enerji kaynaklarına oranla çevreye olan zararlı etkilerin minimuma indirilmesi, yakıt hammaddesinin yerli kaynaklardan elde edilmesi ve dış ülkelerden enerji hammaddesi ithalinin önlenmesi mümkün olabilmektedir. Bu kritik önemlere rağmen, literatürde nükleer enerjinin kaynağı olan radyoaktif elementlerin bulunuş miktarlarını ve oluşumlarını araştıran çalışma sayısı yok denecek kadar azdır. Özellikle radyoaktif elementlerden toryum potansiyeli yüksek olan kuzeybatı Anadolu üzerinde yapılmış olan çalışmaların azlığı büyük bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Bu eksikliğin bilincinde oluşturulan bu proje kapsamında kuzeybatı Anadolu’da Balıkesir ili kuzeyinde yer alan Çataldağ Çekirden Kompleksi’ne ait granitik kayaçlar ile ilişkili toryum içeriklerinin belirlenmesi, mineralizasyonlarının araştırılması ve jeokimyasal özelliklerinden faydalanarak zenginleşmeye sahip olan petrojenetik faktörlerin belirlenmesini hedeflenmektedir. Bu amaçla, proje kapsamında detaylı saha, petrografi, SEM ve katodolüminesans çalışmaları, tüm kayaç ve mineral bazlı ana-iz element jeokimyası ve Sr-Nd izotopik ölçümleri gerçekleştirilecektir. Projenin başarıya ulaşması ile, mevcut olan toryum zenginleşmelerinin miktarı ve kökeni petrolojik modellemeler ile desteklenerek bir oluşum modeli oluşturulacak ve gelecek çalışmalarda enerji sektörü için kritik önem teşkil eden toryum potansiyellerinin araştırılması ve değerlendirilmesine ışık tutmak mümkün olacaktır

Konu

Bolu Göynük'te bitümlü şeyl maden sahasından bitümlü şeyl üretimi ve üretilen bitümlü şeylden sentetik petrol üretimi için gerekli ön ve kesin fizibilite işlerinin prosedürleştirilmesi

Konu

Proje ile ilgili açıklama girilmemiştir.

Konu

Çağımızın getirdiği teknolojik ilerlemenin önemli bir bileşeni olan Nadir Toprak Elementleri, günümüzde Çin’den ihraç edilerek temin edilebilmektedir. Nadir toprak elementlerinin sanayideki yaygın kullanım alanı ve ileri teknoloji ürünlerinde oldukça aranan bir hammadde olması, günümüzdeki stratejik önemini arttırmaktadır. Dünya genelinde Çin’in sahip olduğu önemli rezervler ülkenin ekonomisine ciddi katkılar sağlamaktadır. Bu dışarıya bağımlı sistemin ülke kazanımına dönüştürülmesi ve teknolojik ilerlemenin sağlanması ancak bu kaynakların tespiti ve doğru kullanımıyla gerçekleştirilebilir. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak ortaya çıkan bu proje ile ülkemizdeki NTE kaynaklarının belirlenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirilecektir. Daha önce yapılan çalışmalar incelendiğinde ülkemizde Eskişehir-Kızılcaören’de nadir toprak elementi ve toryum kaynağı araştırması yapılmış ve varlığı tespit edilmiştir [16]. Bir diğer çalışmada, Seydişehir/ Konya bölgesindeki Akdeniz tipi Mortaş karst-boksit yataklarında 938 ppm’e kadar nadir toprak elementi tespit edilmiştir [6]. Bunlarla birlikte benzer bir çalışmada, Türkiye Güney Anadolu torid kuşağında bulunan Bolkardağı boksit yataklarında gerçekleştirilmiştir ve 1639 ppm’e kadar nadir toprak elementi bulunmuştur [4]. Ayrıca, bu proje kapsamında pilot bölgeler olarak belirlenen alanlarda yapılmış olan farklı çalışmaların örneklerinin İTÜ Jeokimya Laboratuvarında yapılan analizleri sonucunda yüksek nadir toprak elementi değerleri gözlemlenmiştir. Tüm bu çalışmalar incelediğinde Türkiye Güney Anadolu Torid kuşağı boyunca bir nadir toprak zenginleşmesi olduğu anlaşılmaktadır. Buradan yola çıkarak arazi çalışmalarının yapılacağı pilot bölgeler, Isparta-Burdur, Seydişehir/Konya-Akseki/Antalya ve Bitlis olarak belirlenmiştir. Bu veriler temel alındığında, Türkiye’nin NTE potansiyelini belirlemek ve dolayısıyla gelecekte ihtiyacı olacak NTE cevherlerini kendi kaynaklarından elde etmesi amacıyla özellikle Türkiye’de residüel oluşumların bulunduğu ve alkali magmatizmanın (volkanik-plütonik) yoğun olarak gözlendiği bölgelerin NTE cevherleşmesi açısından detaylı olarak incelenmesi ve bu kapsamda bilimsel araştırma projelerinin sayısının arttırılması önem teşkil etmektedir.